BLOG

23/Eki/2018

BADEMCİK AMELİYATLARINDA THERMAL WELDING YÖNTEMİNİN FAYDALARI

Thermal Welding yöntemiyle yanlış müdahale riski ortadan kalkmaktadır.

Bademcik, boğazın sağında ve solunda birer adet bulunan, boyutları kişiden kişiye değişen vücut savunma sisteminin parçası olan bir organdır. Bademcikler normalde vücut için gerekli yapılardır ancak:

Çocukluk çağında

1- Çok fazla enfeksiyona yol açıp büyüme gelişmenin gerilemesine yol açtığı durumlarda

2- Geniz etiyle beraber çok fazla büyüyüp gece uyku konforunu bozan ve kalbi etkilemeye kadar giden solunum bozukluklarına yol açtığı durumlarda

3- Büyümesiyle sesin rezonansını etkileyip konuşma bozukluklarına yol açtığı durumlarda

4- Geçirilen bademcik enfeksiyonu sırasında ateş yükselmesiyle beraber, düşmeyen ateş sonucu havale geçirilen durumlarda

5- Geniz etiyle beraber çok fazla büyüyüp çene, damak ve diş gelişiminin bozulduğu durumlarda alınması gerekmektedir.

Erişkinlerde,

1- Çok fazla enfeksiyona yol açıp iş gücü kaybına neden olduğu ve hayat konforunu azalttığı durumlarda

2- Çok fazla büyüyüp gece uyku konforunu bozan ve kalbi etkilemeye kadar giden solu- num bozukluklarına yol açtığı durumlarda,

3- Bademcik içinde bulunan kripta adı verilen boşluklara yemek artıklarının girmesi sonucu oluşan ağız kokusuna neden olan bademcik taşlarının sosyal hayatı etkilemeye başladığı durumlarda, alınması gerekmektedir.

Bademcik ameliyatının birçok şekli olup ben ameliyat sonrası kanama riskinin çok çok az olduğu, bıçağın kullanılmadığı, ameliyat sonrası ağrının diğer yöntemlere göre daha az olduğu, iyileşmenin daha hızlı olduğu thermal welding yöntemini kullanmaktayım.

Thermal welding ısı enerjisiyle çevre dokuya zarar vermeden bademcikleri çıkarma yöntemidir.

Bu yöntemin diğer tekniklere üstünlüğü

1- Ameliyat süresini kısaltarak hastanın daha az anestezi alması,

2- Bıçak ya da kesici alet kulla- nılmaması nedeniyle ameliyat sonrası dönemin daha az ağrıyla geçirilmesi,

3- Bademcik ameliyatı sonrası oluşmasından en çok korkulan kanama riskinin en aza indirmesi,

4- Ameliyat sahasında kan olmaması nedeniyle ameliyat sahasının sağlıklı görüntülenerek yanlış müdahele riskinin ortadan kaldırılmasıdır.

Bademcik Ameliyatı İçin Hemen Randevu Alın 444 5 220


23/Eki/2018

Burun Kanamaları

Burun kanaması toplumun genelinde belli bir dönemde görülen rahatsızlıktır. Acil olarak KBB başvurularının önemli bir kısmını oluşturur. Korkulanın aksine genellikle iyi seyreden bir rahatsızlıktır.

10 yaş altı çocuklarda ve yaşı ileri bireylerde daha sık görülür.

Burun kanlanması iyi bir organdır. Burun içerisi damarlar mukoza altında bir ağ yapısı oluşturur. Özellikle burun ön kısmında geniş bir anastamoz dediğiz geniş bir ağ oluşturur (Kisselbach Peksusu) ve dış etkenlere hassastır. Belli kısımlarda yüzeysel seyreder ve gözle görülebilir. Burun orta bölmesinin eğrilikleri damarların daha yüzeyde olmasını sağlayabilir. İltihabi rahatsızlıklar yine damarların genişlemesine yol açarlar.

Çevre koşulları da kuru ve kirli hava burun içindeki kabuklanmayı artıracağından kanamaya eğilim yaratır.

Çocukluk çağında görülen en sık sebep çocuğun burnunu karıştırması olabilir. Alerji veya burun tıkanıklığı sebebi ile genelde burunlarını kaşımaya veya açmaya çalışmak en büyük sebeptir. Yine burun eğrilikleri burun içerisinde eğri olan kısımda kabuklanmaya yol açacağından kanamaya sebep olabilir.

Yaşlılıkta ise kan sulandırıcı ilaç kullanımı ve hipertansiyon genelde en sık neden olarak karşımıza çıkar.

Diğer korkulan nedenler tümör ve kan hastalıkları vb. nadir sebepler arasındadır. Ancak özellikle ergenlik döneminde ve geç yaşlılıkta oluşan burun kanamalarında dikkatli davranmak gerekir.

Burun kanaması olduğunda ne yapmalıyız?

Öncelikle ilk iş olarak paniklememek gerekir. Burun kanamalarının %90’ı ön kısımdan kaynaklanır. Bu nedenle öncelikle istirahat durumuna geçmek gerekir. Ayakta isek oturmak en iyi işi olacaktır sonrasında kanayan taraftaki elimizin başparmağı ve işaret parmağı arasında burnumuzun tamamını mandal gibi sıkmak gerekir. Yaklaşık olarak 2-3 dakika beklemek yeterli olacaktır. Sonrasında burnumuzu lavaboda soğuk su ile temizlemek yeterli olacaktır. Bu işlemi 2-3 kere tekrarlamak gerekir. Buna rağmen devam eden burun kanamaları için doktor muayenesi gerekecektir. Kanamamız dursa bile yine de olası sebepleri araştırmak için KBB hekimine gözükmek gerekmektedir.

Tekrarlayan burun kanamalarında dikkatli bir muayene aile öyküsü ile genellikle tanı koyulabilmektedir. Yapılacak laboratuvar analizleri ile tanı desteklenebilir. Muayene de görülebilirse kanama odağı bazen gümüş nitrat veya elektrokoter ile tedavi edilebilir.

Burun içerisinin nemli tutulması kuruluğun ve kabuklanmanın önlenmesi çoğu zaman yeterli tedaviyi sağlar. Durmayan burun kanamalarında ise kanama odağı görülebiliyor ise koterize edilmelidir.Aşırı veya kanama odağının be- lirlenemediği durumlarda burun tamponu gerekebilir. Yeterli süre kalan tampon ile çoğu zaman kanamalar kontrol altına alınabilmektedir.

Burun Kanaması Tedavisi İçin Hemen Randevu Alın 444 5 220


23/Eki/2018

Kepçe kulak ameliyatları için en doğru zaman nedir?

Kepçe kulak operasyonları hasta ve doktor açısından çoğunlukla yüz güldürücü şekilde sonuçlanır.

Kulak deformiteleri toplumda bilinenin aksine daha sıktır. Genel popülasyonda deformite görülme oranı %5’ tir. En sık görülen kulak deformitesi kepçe kulaktır. Kepçe kulak terimi birden fazla anomaliyi tek tek veya aynı anda içermektedir. Bazen kulak kıkırdaklarının zayıflığından bazen de aşırı gelişmiş olmasından kaynaklanır.

Kulak kıkırdaklarının 1/3 üst kısmının şekillenmesinin zayıf olması sonucunda, kulak üst kısmının dışa dönük veya düz ve dışarı doğru çıkık olmasına halk arasında sıklıkla kepçe kulak (protruding ear) denilmektedir. Hafiften şiddetliye değişik derecelerde olabilir. Hafif tipinde genelde anti-helix kıvrımı oluşmaz ve kulak üst kısmı dışarı doğru açılanır, kıkırdakların zayıflığından kaynaklanır. Şiddetli formlarında kıkırdak tam olarak gelişmiştir, ancak kıvrımlanma olmamıştır, tedavisi biraz daha zordur.

Kepçe kulağın diğer bir şekli fincan kulak diyebileceğimiz kulak orta kısmında ki çukur alana şeklini veren kıkırdak (konkal kartilaj) normalden büyüktür ve kulağı dışarı iter, kulak kıvrımları tamdır ancak kulak aşırı gelişmiştir, kulak dışa dönük ve büyük gözükür. Bazen de kepçe kulak ve fincan kulak birliktedir hem kıvrımlar gelişmemiş hem de konkal kıkırdak aşırı gelişmiştir.

En sık görülen üçüncü deformite kulak memesinin (kulak lobülü) aşırı gelişmiş olmasıdır. Her hastanın kulak deformitesi kendine özgüdür ve bu nedenle düzeltimesi de kulak incelenip deformite belirlendikten sonra o hastaya özgü bir yöntemle olur. Bir grup hastada problem hafif olup, ip ile germe yöntemiyle düzeltilebilirken başka grup hastada bu yöntem kullanıldığında tamamen başarısız olur ve sonuç alınamaz. Bu nedenle her hastanın tedavisi ve ameliyatı o hastaya özgüdür ve her hasta için geçerli olmayabilir. Ayrıca bu deformite dışında microtia (küçük kulak), kulak atrezisi (kulak gelişim yetersizliği) gibi farklı birçok kulak deformitesi de tarif edilmiştir.

Kepçe Kulak Ameliyat Zamanlaması:

Kulak kepçesi doğumdan sonrada büyümesini hızlı şekilde devam ettirir, bütün yaşamımız boyunca büyümeye devam etse de asıl boyutunun %80’i 6-7 yaşına kadar oluşmuş olur. Kulak estetiği için diğer estetik operasyonlardaki gibi 18 yaşına kadar beklemeye gerek yoktur. Özellikle okul çağı çocukları bir birlerini eleştirmek konusunda acımasız olduğundan böyle basit deformiteler çocuklar arasında isim takmakla başlayan ve daha kötü noktalara varan şekilde alay konusu olabilir. Bu durum çocuğun psikolojisini etkileyebilir bu nedenle okul çağı öncesi ameliyat olmak ideal zamandır. Bu psikolojik etkilenme çekingenlik, kendine güven eksikliği, toplumdan kaçınma şeklinde olabilir. Ameliyat yaşına göre kulak kıkırdaklarının sertleşmesi, kulak kıkırdaklarının aşırı gelişmiş olması cerrahiyi zorlaştırabilir.

Kepçe kulak ameliyatı (Otoplasti) hakkında genel bilgiler

Kepçe kulak ameliyatları her yaşta yapılabilir, ideal olanı 7 yaş civarıdır. Otoplasti ile ilgili 200’e yakın teknik tarif edilmiştir. Deformitenin durumuna göre basit iple asma tekniğinden, kulak kıkırdaklarının şekillendirilmesine ve hatta aşırı gelişmiş kıkırdağın küçültülmesine kadar birçok farklı teknik kullanılabilir.

Her tekniğin kendine göre iyi ve zayıf tarafları vardır. Birden fazla teknik aynı anda kullanılabilir. Hasta için en uygun olan tekniğe operasyonu yapacak doktor karar verir.

Ameliyat çocuk hastalarda genel anestezi ile yapılır, yetişkin hastalarda lokal anestezi ile operasyonda düşünülebilir ancak genel anestezi hasta açısından daha konforludur.

Deformitenin durumuna göre ameliyat süresi 1-2 saat arasında değişir. Sadece tek kulakta problem olması ameliyat süresinin yarı yarıya azalması demektir. Genelde kulak kesisi izleri gizlemek için kulak arkasından yapılır. Kıkırdaklar yeniden şekillendirilir ve dikiş materyalleri ile pozisyonlanır ve sabitlenir. Hastalar genelde 6 saat civarı hastanede tutulduktan sonra taburcu edilir veya 1 gece hastanede yatırılır. Başlangıçta biraz daha fazla giderek azalan, ağrı kesicilerle rahatlayan ağrı olur. Dikişler 1 hafta sonunda veya 10. günde alınır. Kulak bandajı duruma göre 2 gün veya 1 hafta arası tutulur. Bu süreç içinde 1 kez, 2 veya 3. gün ara pansuman yapılır. Bandajlar çıkarıldıktan sonraki süreçte ilk 3 hafta daha uzun sürelerde tenisçi bandı takılması önerilir, bu süre gece yatarken tenisçi bandı takılması şeklinde 2 aya uzatılabilir. Çocuklar yaklaşık bir hafta sonra okula gidebilir, ancak dikkatli olmaları gerekir. Ameliyat kesisi kulak kepçesinin arkasında kalır ve gözükmez, 1 yıl içinde de kaybolur ama yine de ameliyat sonrası ilk yıllarda yakından ve dikkatli bakıldığında fark edilebir.

Kepçe kulak operasyonları hasta ve doktor açısından çoğunlukla yüz güldürücü şekilde sonuçlanır, amaç düzgün kıvrımları olan ve dışa açılanması normal olan bir kulak oluşturmaktır, bu nedenle tek bir teknik değil her kulağa ayrı bir teknik, hatta aynı kulakta birden fazla tekniğin kombinasyonu kullanılmalıdır.

Kepçe Kulak Estetiği İçin Hemen Randevu Alın 444 5 220


23/Eki/2018

Burun Tıkanıklığınızın Nedeni Obezite Olabilir

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanan obezite uykuda nefes durması hastalığını da tetiklemektedir.

Burun tıkanıklığını değerlendirmede hasta öyküsü önemlidir

Burundan nefes alamama şikayeti KBB polikliniğine en sık başvuru nedenlerinden biridir. Burun tıkanıklığının değerlendirilmesinde hastanın şikayetlerinin ayrıntılı bir şekilde sorgulanması önemli yer tutar. Şikayetin başlangıç zamanı, şikayeti arttıran ve azaltan faktörler, şikayetin tek ya da çift taraflı olması, ilaç, sigara, alkol vb. alışkanlıkların sorgulanması hastalık hakkında yol göstericidir.

Obeziteyi vücut yağlarının artışı olarak tanımladığımızda, sağlık üzerine oluşturduğu risklerde en önemli ve belirleyici faktör yağın vücuttaki dağılımıdır. Erkek tipi obezite genellikle merkezi nitelikte olup karın ve boyun bölgesinde yoğunlaşan yağlanma ile tanımlanır. Kadın tipi obezite de ise kalça çevresinde yağlanma ön plandadır.

Obezitenin derecesini değerlendirmek için en uygun yöntem beden kitle indeksidir (BKİ). BKİ, beden ağırlığının (kg) boy uzunluğunun karesine (m²) bölünmesiyle elde edilen değerdir. National Center for Health Statistics, BKİ’yi (18.5 – 24.9) normal, (25.0 – 29.9) kilolu, (>30.0) obez olarak tanımlamıştır.

Erkek tipi obezite uykuda nefes durması eğilimini arttırır

Çok sayıda çalışma erkek tipi yağlanma şeklinin, boyun ve karın organları çevresinde olup, daha çok hastalığa neden olduğunu göstermektedir. Hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, uykuda nefes durması, Tip 2 şeker hastalığı, inme, çeşitli kas-kemik, karaciğer ve idrar kesesi hastalıkları obezite ile ilişkilendirilmektedir.

Merkezi obezite üst solunum yolu çevresinde ve karın bölgesinde yağ birikimi ile üst solunum yolu açıklığını ve solunum şeklini etkileyerek, uykuda nefes durması hastalığı eğilimini arttırmaktadır.

Obez hastalarda geniz eti nefes alma problemine yol açar

Yaptığımız çalışmada burundan nefes alma problemi yaşayan 30 obez ve 30 normal kilolu hastayı karşılaştırdığımızda iki grup arasında farklılığın ortaya çıktığı hastalığın adenoid hipertrofisi (geniz eti) olduğunu saptadık.

Burundan nefes alma problemi şikayetiyle polikliniğe gelen obez veya normal kilolu hastaları değerlendirirken, hastaların hem burunlarının önünün hem de endoskopik (kamera ile) yöntemle içinin genize kadar değerlendirilmeleri gerekmektedir. Burun kıkırdağının ön tarafındaki ileri derecedeki eğrilikler, nazal polipler gibi burun hastalıkları endoskopik görüntülemeye engel olduğu ya da nazal endoskopiye hasta uyumunun olmadığı durumlarda çekilen burun tomografileri hem sinüs hastalıklarının değerlendirilmesinde hem de geniz hastalıklarının değerlendirilmesinde yardımcı olması açısından yapılması gereken ilk tetkiktir.

Burundan nefes alma problemi yaşayan obez bir hastayla karşılaştığımız zaman burun kıkırdak eğriliği ve konka hipertrofisinden (burun eti) sonra dikkat etmemiz gereken üçüncü burun hastalığı adenoid hipertrofisidir (geniz eti).

Burun Tıkanıklığı Tedavisi İçin Hemen Randevu Alın 444 5 220


23/Eki/2018

Kulağa yabancı cisim kaçması durumunda yapılması gerekenler

Çocuk hastalarda kulak zarında hasar oluşturmamak ve çocukta duygusal travma yaşatmamak adına, tüm dış kulak yolu yabancı cisimleri için mutlaka bir KBB hekimine danışılması önemlidir.

Kulak burun boğaz acilleri arasında dış kulak yoluna yabancı cisim kaçması oldukça sık görülen bir durumdur. Genellikle erken çocukluk döneminde (5 yaş altında sık olmak üzere) çocukların merak duygusuyla ellerine geçen cisimleri kulaklarına sokmaları ve erişkin yaşlarda da kulak çöpleri ile kulağın karıştırılması sonucunda görülmektedir. Boncuklar, tohumlar, böcekler, kulak pamukları, kuruyemiş, çekirdek, kağıt parçaları, taşlar, oyuncak parçaları, silgi gibi birçok yabancı cisim dış kulak yolundan çıkarılmaktadır. Kulak temizleme pamuğunun kullanımı bu açıdan da önerilmemektedir.

Hastalar genellikle kulakta yabancı cisim şikayeti ile başvurur. Hastaların bir kısmında da yabancı cisim tesadüfi olarak saptanır. Görülen diğer bulgular kulak ağrısı, tıkanıklık, kulakta çınlama ve kulaktan kan gelmesidir. Hastaların birçoğu başarısız çıkarma girişimleri sonrasında kulak burun boğaz hekimlerine başvurur. Özellikle çocuk hastalarda, hem dış kulak yolu ve kulak zarında hasar oluşturmamak hem de çocukta duygusal travma yaratmamak adına, tüm dış kulak yolu yabancı cisimlerinin mutlaka bir KBB hekimine danışılması önemlidir.

Dış kulak yolu yabancı cisimlerinin tedavisi çok zor değildir. Doğru pozisyon ve doğru aletler kullanılarak kolayca poliklinik şartlarında otoskopik muayenede veya mikroskop altında çıkarılabilir. Nadiren yabancı cismin yeri ve hasta uyumsuzluğuna bağlı olarak ameliyathane şartlarında anestezi altında yapılmaktadır. Temel prensip yabancı cismi tutarak ya da yabancı cismin arkasına geçilip öne doğru çekerek çıkartmaktır. Bunun için alligatör forsepler, buşon küretleri, aspiratörler kullanılmaktadır. Canlı yabancı cisimlerden küçük olanlar kulak yıkama yoluyla çıkartılabilir, büyük ve hareketli olanlar ise alkol ve lidokain ile öldürülerek çıkartılabilir. Kulağa böcek kaçması durumunda sağlık kuruluşuna ulaşılamayacak durumlarda, kulak zarı delik değilse zeytinyağı, sıvı vazelin veya sıvı gliserin dökerek böceği çıkartmak denenebilir. Pillerin oluşturduğu doku hasarı olan hastalarda hasarı arttıracağı için dış kulak yolu yıkama işleminden kaçınılır. Nohut, bezelye gibi bakliyatların kulağa kaçması durumunda kesinlikle kulağa sıvı damlatılmamalıdır çünkü şişerler ve çıkarılmaları zorlaşır.

Yabancı cisimlere bağlı olarak dış kulak yolu ve kulak zarında çeşitli komplikasyonlar görülebilmektedir. Kanama yabancı cisim çıkartılması sırasında oluşan travmaya ya da yabancı cisimlerin dış kulak yolunda hasar oluşturmasına bağlı olarak oluşabilir. Uzun süre dış kulak yolunda kalan yabancı cisimlere bağlı dış kulak yolu iltihabı gelişebilir. Hastanın kendisi veya uzman olmayan kişiler tarafından yapılan çıkarma girişimleri sırasında kulak zarında yırtıklar oluşabilir.

Önlem almak açısından ise ebeveynler hem kulak pamuğu kullanmamaları hem de çocukların oyuncaklarının seçimi konusunda bilinçlendirilmelidir.

Kulak Tıkanıklığı TEdavisi İçin Hemen Randevu Alın 444 5 220


23/Eki/2018

Burun estetiği ameliyatını (rinoplasti), KBB uzmanı mı, estetik cerrah mı yapmalı?

Burun estetiği (Rinoplasti) ameliyatı günümüzde en yaygın yapılan cerrahi işlemlerden biridir. Burun estetiği ameliyatının amacı sadece burnun dış görünüşünde düzeltme değil aynı zamanda burnun fonksiyonlarında iyileşme sağlamaktır. Bu nedenle bazı rinoplasti işlemleri tek başına, bazıları da deviasyon ameliyatı gibi (burun kemiği eğriliği ameliyatı) diğer cerrahilerle birlikte uygulanabilir. Burun estetiği ameliyatı yaptırmayı düşünen hastaların birçok sorusu olmaktadır. Bu soruların en sık sorulanı burun estetiği ameliyatını (rinoplasti) KBB uzmanı mı estetik cerrah mı yapmalı? sorusudur. Çünkü burun estetiği ameliyatında başarının sadece hekime bağlı olduğu düşünülmektedir.

Bu noktada öncelikle belirtilmesi gereken rinoplastideki başarının sadece hekime bağlı olmadığıdır. Sonucu etkileyen (ki sonuç aynı zamanda hasta memnuniyeti demektir) faktörler arasında;

  • Hastanın beklentileri (Hastanın beklentileri gerçekçi olmalı, operasyondan önce doktorla tüm detaylar konuşulmalıdır (Böylece hayal kırıklığı yaşanmaz),
  • Ameliyatın yapılacağı hastanenin donanımı,
  • Yüze uyumlu ve fonksiyonlarını sağlıkla yerine getiren bir burnun başarılı bir operasyon sonucu olduğu unutulmamalıdır,
  • Hastanın rinoplasti öncesi ve sonrasında doktorun söylediklerine uyması çok önemlidir aksi takdirde ameliyatın sonucu olumsuz yönde değişebilir,
  • Ameliyat yaşı çok önemlidir. Burun gelişimini tamamlamadan yapılan ameliyatların sonucu, daha sonra burun gelişimini sürdüreceğinden değişebilir ve tekrar ameliyat gerekebilir,
  • Rinoplastiyi yapacak tüm ekibin tecrübe ve becerisi,
  • Cerrahın tecrübe ve vizyonu.

Görüldüğü gibi burun estetiği ameliyatının başarısını birçok faktörün bileşimi sağlar.

Burun estetiği ameliyatını (rinoplasti) KBB uzmanı mı estetik cerrah mı yapmalı? sorusuna dönersek, önemli olan ameliyatı yapacak kişinin KBB uzmanı ya da plastik cerrah oluşu değil, ameliyatı yapabilecek yetkinlik ve bilgi donanıma sahip aynı zamanda estetik açıdan görüsü olan bir cerrah olmasıdır. Bunun için hastanın ameliyat kararı aldıktan sonra çok ciddi bir araştırma yapması, rinoplastinin kişiye özel olduğunu bilen ve ona göre bir planlama yapan, tecrübesiyle ve o güne kadar elde ettiği sonuçlarla hasta memnuniyetinin yüksek olduğu doktoru bulması, fiyatı çok düşük verdiği için yanlış doktoru seçmemesi, operasyon öncesi ve sonrası şartlara kendisinin uyup uyumayacağını değerlendirmesi gerekir.

Sonuçta burun sadece görsel değil, hayati fonksiyonları olan bir organdır. Estetik olarak ve fonksiyonel olarak sağlıklı bir burun hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde arttırır. Bu amaçla ameliyat olacak bir hastanın; burun estetiği ameliyatını (rinoplasti) KBB uzmanı mı estetik cerrah mı yapmalı? sorusuna yanıtı, operasyonu hem estetik hem fonksiyonel olarak en iyi şekilde gerçekleştirebilecek cerrahın yapması olmalıdır. Ancak yukarıda belirtildiği gibi burun estetiği ameliyatı sadece operasyonu yapan cerrahın başarısına bağlı değildir, diğer birçok etken de önemlidir ve hasta tüm bunları göz önüne alarak bir seçim yapmalıdır.

Burun Estetiği Ameliyatı İçin Hemen Randevu Alın 444 5 220


23/Eki/2018

Ani İşitme Kaybı

Ani işitme kaybı (AİK) 72 saat içinde başlayan ve birbirini izleyen 3 frekansta 30 dB veya daha fazla kayıp saptanan sensörinöral işitme kaybı olarak tanımlanmaktadır.

Ani işitme kaybı bir KBB acilidir

Ani işitme kaybı, karmaşık bir hastalıktır ve uygun medikal tedavi gerektiren acil bir tıbbi tablo olarak değerlendirilmelidir.

20 dB ve daha fazlasını kabul eden araştırmacılar da vardır ani işitme kaybının yıllık görülme sıklığı 100.000’de 5-20 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Genellikle 30-60 yaşlar arasında görülür, %90 tek taraflıdır.

Düzelme süresi genelde ilk 2 haftadır. Buna paralel olarak iyileşme geciktikçe seyri kötüleşmektedir. Etkilenmiş kulakta dolgunluk sık görülen bir şikâyettir, yaklaşık olarak ani işitme kayıplı hastaların %70’inde kulak çınlaması (tinnitus) tabloya eşlik eder. Vertigo ya da dengesizlik hissi %40 hastada değişen derecelerde mevcuttur. Vertigonun varlığı sıklıkla kötü prognostik faktördür. Çok şiddetli işitme kay bı, sıklıkla kötü seyrin göstergesidir. Yükselen eğilimli ve orta frekansları tutan kayıplar tedaviye daha iyi cevap verirken, alçalan eğilimli ve düz kayıplarda seyir daha kötüdür. Birçok çalışmada gösterilmiştir ki çocuklar ve 40 yaş üstü erişkinlerde iyileşme diğerlerinden daha kötüdür.

Ani işitme kayıplı hastayı değerlendirirken hastanın hikayesi önemlidir. İşitme kaybının ne zaman başladığı, gürültüye maruziyet, ototoksik ajan kullanımı, beraberinde kulakta basınç, tinntitus, vertigo, başka herhangi nörolojik bir bozukluk olup olmadığı sorgulanmalıdır. Vertigo, aynı taraf kulakta basınç ve tinnitus Meniere hastalığını düşündürmelidir. Bazen ani işitme kaybı olgularında ilk semptom kulak dolgunluğu veya tıkanıklığı olabilir. Bu durumda hem hasta hem doktor durumun ciddiyetini ilk başta anlayamayabilir ve tedaviye başlama gecikebilir.

Ani işitme kaybı ile ilgili birçok faktör olmasına rağmen, (nedenleri) etiyopatogenez tartışmalıdır. Enfeksiyöz, immünolojik, inflamatuvar nedenler ve mikrosirkülasyon yetmezliği öne sürülen en önemli etiyolojik faktörlerdir. En çok kabul gören görüş ise iç kulak beslenmesinin (kohlea perfüzyonunun) bozulmasıdır. Kokleanın posterior serebral dolaşımdan tek bir terminal dalla beslenmesi ani işitme kaybındaki ani ve hızlı seyri açıklayabilir.

Ani İşitme Kaybının Nedenleri

  • Enfeksiyöz nedenler – Viral enfeksiyonlar: Ani işitme kaybı ile başvuran hastaların en az %28’inin işitme kaybı başlamadan yaklaşık 1 ay öncesine dayanan üst solunum yolu enfeksiyonu öyküsü mevcuttur.
  • Neoplazmlar – Akustik nöroma (vestibüler schwannom): Akustik nörinom hastalarının %10.2’ si ani işitme kaybı ile başlar. Ani işitme kayıplı hastalarda akustik nörinom sıklığı kesin olarak bilinmemektedir. Tahmini sıklık %3 civarındadır.
  • Travma ve Membran Rüptürleri: Temporal Kemik Kırıkları Özellikle transvers kırıklar SNİK neden olur. Barotravma Ani dalış, şiddetli burun çekme gibi nedenlerin başlattığı atmosfer basıncındaki değişiklerle ortaya çıkan iç kulaktaki geçici veya kalıcı fonksiyon bozukluğudur. Travmaya bağlı labirentte sarsıntı, labirentteki zarlarda yırtılma veya reseptör hücrelerde yırtılma görülür. Hastalarda ileri derecede SNİK ve baş dönmesi vardır. Perilenfatik Fistül Perilenfatik fistül perilenfin çeşitli nedenlerle iç kulaktan dışarı sızmasıdır. Daha çok travma sonrası ortaya çıkan baş dönmesi, kulak uğultusu ve ani işitme kayıplarıyla tanı konur.
  • Farmakolojik Toksisite: Aminoglikozid grubu antibiyotikler, eritromisin, vankomisin, diüretikler (furasemid, etakrinik asit), salisilatlar ve sisplatinin ototoksik etkileri saptanmıştır.

Tedavi, sebep saptanmışsa ona göre düzenlenir. Fakat hastaların çoğu idiyopatiktir yani sebebi bilinmez. Bu yüzden tedavi ampirik olarak yapılır. Ancak hemen hemen tüm protokollerde istirahat, sedasyon, tuzsuz diet, sigara ve alkol alınmaması yer almaktadır. Steroid (kortizon) tedavi tedavide altın standarttır.

Ani İşitme Kaybında Uygulanan Tedaviler

  • Oral steroidler
  • Kulak içi (Transtimpanik) steroidler
  • İntravenöz steroidler (metilprednizolon)
  • Oral antiviraller (asiklovir, valasklovir)
  • Hemodilüsyon (dekstran)
  • Vazodilatatörler (histamin, papaverin, verapamil, prokain hidroklorür)
  • Karbojen gaz inhalasyonu
  • Hiperbarik oksijen terapisi
  • Vitaminler (B1, B3, B6, B12, E)
  • Diüretikler (mannitol)
  • Antibiyotikler
  • Antikoagülanlar (sodyum enuxaparin, heparin)
  • Plazmaferez
  • Benzodiapezin
  • Ginkgo biloba
  • Stellat ganglion blokajı
  • Yaşam değişiklikleri (kafeini azaltmak, sigarayı bırakmak).

Genellikle olumlu sonuç terimi ile tedavi sonrasi saf ses işitme eşiği ortalamasinda 10-15 dB veya konuşmayı ayırt etme skorunda % 10-20 artış olması kastedilmektedir. Tam iyileşme ile saf ses işitme eşiği ortalamasinın 25 dB veya daha üzerinde bir düzelme göstermesi ya da hastalık öncesi düzeylere geri dönmesi anlaşılmalıdır. Parsiyel iyileşme ile ise, saf ses işitme eşiği ortalamasında 10-24 dB düzeylerinde bir yükselmenin olduğu; 10 dB’ den daha az olan eşik yükselmelerinde ise işitmede düzelme olmadıği kastedilmektedir (22,23). Tedaviye 7-10 gün içinde başlanan olgularda edilen sonuçlar 30 gün yeya daha geç dönemde tedavi uygulanan olgulara göre daha iyidir. Sonuç olarak ani işitme kaybı acil tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır çünkü geç kalındığında maalesef tedavi başarı şansı ciddi anlamda düşmektedir.

Çok şiddetli işitme kaybı, sıklıkla kötü seyrin göstergesidir.

İşitme Kaybı Tedavisi İçin Hemen Randevu Alın 444 5 220


23/Eki/2018

Baş Dönmesi Ne Zaman Ciddiye Alınmalıdır?

Baş dönmesi (Vertigo) toplumda genel olarak hastalık olarak bilinmektedir ancak Vertigo başlı başına bir hastalık değil, bir belirti yani semptomdur. Hareket edilmediği halde, kişinin kendi etrafında dönüyor gibi ya da dünya etrafında dönüyor gibi hissetmesi durumu olan baş dönmesi önemli bir hastalıktan kaynaklanabileceği için ciddiye alınmalıdır.

Dünya nüfusunun neredeyse dörtte birinde rastlanan baş dönmesi yaygın bir durum olduğu için genellikle hastalar tarafından geçici bir durum olarak algılanarak doktora başvurulmaz. Ancak bazı belirtiler vardır ki baş dönmesinin ciddiye alınmasını şart koşar. Hasta baş dönmesinin yanı sıra aşağıdaki belirtilerden birine ya da birkaçına sahipse zaman kaybetmeden bir tıp merkezine başvurmalıdır:

  • Şiddetli baş ağrısı
  • Uyuşma
  • Bulantı-kusma
  • Nistagmus (anormal göz hareketleri)
  • Tekrarlayan baş dönmeleri
  • Taşikardi (kalp çarpıntısı)
  • Kendinden geçme
  • Aşırı halsizlik hissi
  • Göğüs sıkışması, ağrısı
  • Konuşma ya da yürümede zorlanma

Hasta doktora baş dönmesini ciddiye alıp hekime başvurduktan sonra baş dönmesinin altında yatan hastalık tespit edilerek tedaviye geçilir.

Baş Dönmesi (Vertigo) Hangi Hastalıkların Habercisi Olabilir?

Baş dönmesi (Vertigo) genellikle gelip geçicidir diye düşünülerek ciddiye alınmayan bir semptomdur (belirti). Kimi zaman nedeni basit olsa da ihmal edilmeden hemen tedavi edilmesi gereken çok ciddi bir durumun da habercisi olabilir.

Baş dönmesi altta yatan şu hastalıkların habercisi olabilir;

  • Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo – BPPV: İç kulaktaki kalsiyum kristallerinin bulundukları noktadan kopup denge kanallarının içine dolması ve sinir uçlarını uyarmasıyla oluşur. Hastaya oldukça rahatsızlık veren ama rahat tedavi edilen bir hastalıktır.
  • İç kulak tansiyonu – Meniere hastalığı: İç kulaktaki denge sıvısında basıncın artması ile kendini gösterir.
  • Denge sinirinin iltihaplanması
  • Psikolojik rahatsızlıklar ve stres
  • Demir eksikliği
  • Damar sertliği ve damar tıkanıklıkları
  • Parkinson, MS
  • Boyun kaynaklı hastalıklar
  • Özellikle beyin tümörleri
  • Vestibüler migren
  • Kafaya alınan darbeler, travmalar
  • Bazı alerjiler
  • Hormonal bozukluklar
  • Vestibüler nörinit
  • Migren

Baş dönmesinin habercisi olduğu hastalıkların teşhisi genellikle KBB ve nöroloji uzmanları tarafından konulur.

Baş Dönmesinin Sebepleri Nelerdir?

Baş dönmesinin sebepleri altta yatan başka bir hastalık kaynaklıdır, bu nedenle baş dönmesi belirti olarak tek başına ya da başka semptomlarla birlikte (bulantı, terleme, güçsüzlük gibi) ortaya çıkabilir.

Baş dönmesinin sebepleri arasında en yaygın olanları şöyle sıralanabilir:

  • Ani tansiyon düşmesi
  • Kafa travmaları
  • Ani heyecan
  • Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo – BPPV
  • Hormonal değişimler
  • İç kulak hastalıkları
  • Boyun fıtığı ve diğer boyun kaynaklı rahatsızlıklar
  • Kafa bölgesindeki tümörler
  • Alerjiler
  • İç kulak tansiyonu – Meniere Hastalığı
  • Enfeksiyonlar
  • İç kulak nezlesi
  • Bazı ilaçlar (kalp, tansiyon ilaçları gibi)
  • Üst solunum yolu enfeksiyonları sonrası iç kulak tutulumu

Vertigo Tedavisi İçin Hemen Randevu Alın 444 5 220

Baş Dönmesi Tedavisi

Baş dönmesinin tedavisi kaynaklandığı hastalığın teşhis edilmesi ve ona yönelik tedavi yapılması şeklinde düzenlenir. Bazı tip baş dönmeleri kendiliğinden düzelir. Tedavi yöntemleri hastalığa bağlı değiştiği için tedaviler de farklılık gösterir. Bunlar; basit baş hareketler olabildiği gibi ilaç tedavisi veya cerrahi müdahale de olabilir.

Örneğin denge kanallarındaki sorundan kaynaklanan baş dönmesi; Benin Pozisyonel Paroksismal Vertigo” hastalığı söz konusuysa hastaya doktor tarafından bazı manevralar (Epley Manevrası) yaptırılmakta ve başarılı sonuç alınmaktadır.

Eğer baş dönmesi bir damar tıkanıklığına ya da kan dolaşımına bağlı olarak ortaya çıkmışsa, bu tip baş dönmesi tedavisinde ilaçlar ile tedavi yöntemi uygulanabilir.

Baş dönmesi iç kulakla ilgili bir rahatsızlıktan kaynaklanıyorsa, hastanın hem yaşam tarzını düzenlemesi hem de baş dönmesini baskılayıcı, dolaşımı arttırıcı ve denge sinirlerinin hassasiyetini azaltıcı ilaçların desteği ile tedavi edilebilir.

Beyin sapı veya beyincikte bir kanamaya bağlı olarak görülen baş dönmelerinde, öncelikli olarak teşekküllü bir sağlık kurumunda kanamanın tedavisi yapılmalıdır. Eğer tümör mevcutsa, tanı konduktan sonra tedavinin cerrahi veya diğer tedavi yöntemlerinin uygulanması sonrasında baş dönmesinin yani vertigonun tedavi edilmesi mümkün olabilmektedir.

Dengesizliğin (Denge Kaybı) Nedenleri Nelerdir?

Dengesizlik (denge kaybı – Dizzines) kişinin kendini teknede gibi ya da yer ayağının altından kayıyormuş gibi hissetmesi şeklinde tarif edilen durumdur. Toplumda yaygın olarak Vertigo (baş dönmesi) ile karıştırılmakta olsa da ikisi farklı rahatsızlıklardır. Denge bozukluğu olan hastalarda; baş dönmesinin şiddeti daha az olabilir. Dengesizliğin (denge kaybı) nedenlerini aslında dengeyi sağlayan sistemlerin bozulması oluşturur.

Dengenin sağlanması basit bir olay değildir. Birçok sistem dengenin sağlanmasında görev alır. Beyin, omurilik, iç kulak, gözler, eklem ve kaslar koordine olarak dengeyi sağlar. Dolayısıyla bu organizasyonda yer alan herhangi bir organdan kaynaklanan rahatsızlık dengenin bozulmasına yol açar.

Dengesizliğin yaygın görülen nedenleri arasında;

  • Beyin ve beyine giden sinirlerde zedelenme
  • Beyin anevrizması, beyin tümörü, beyin kanaması
  • Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo – BPPV
  • Labirentit
  • İç kulak hastalıkları
  • Bazı ilaçlar (aminoglikozit türü antibiyotikler, antihipertansifler gibi)
  • İç kulak tansiyonu
  • Orta kulak iltihabı
  • Psikolojik nedenler
  • MS gibi nörolojik hastalıklar
  • Başa alınan travmalar
  • Kemik erimesi
  • Menstrüasyon

Dengesizliğin nedenleri ortaya koyulduktan sonra uygun tedaviye geçilebilir.

Vertigo (Baş Dönmesi) Nedir?

Vertigo (baş dönmesi) aslında bir çeşit his yanılgısıdır. Şöyle ki; kişi aslında hareket emiyordur ama kendisi ya da çevresi dönüyor gibi hissediyordur. Hastanın yaşam kalitesini düşüren, stres yaratan bir durumdur.

Baş dönmesi tek tip değildir. Çevrenin çark gibi döndüğü, hastalarda aşırı derecede korku ve panik, beraberinde de bulantı kusma, terleme ve çarpıntı gibi rahatsızlıkların olduğu durumlar hekimler tarafından “gerçek baş dönmesi” olarak tanımlanmaktadır.

Doğru tanının konulup uygun vertigo tedavisinin başlanabilmesi için, hastanın şikâyetlerini hekime doğru aktarması doğru vertigo tipinin belirlenmesinde önem taşımaktadır.

Örneğin; 10-20 saniye süren başın sağa sola yatırılması, eğilip kalkmakla oluşan baş dönmesinde “pozisyonel vertigo” tipi düşünülebilir. Ama saatler süren baş dönmesi ve ona eşlik eden başka bulgularda olursa, o zaman “iç kulak hastalığı” ya da “beyin damarlarında meydana gelen bir tıkanıklık, daralma veya kan dolaşımında bozukluk” olduğu düşünülebilir. Bu sebeple baş dönmesinin devam süresi çok önemlidir.

Benign paroksismal pozisyonel vertigo (BPPV) ya da pozisyonel vertigo, vertigonun kısa süren ancak şiddetli hissedilen bir bölümü şeklinde tanımlanabilir. Bu duruma başın pozisyonundaki belirli bir değişiklik neden olur.

Kişi, yatakta döndüğü zaman bile pozisyonel vertigo geçirebilir. Bazen baş yaralanması ya da yaşa bağlı olarak da BPPV gözlenebilir.

Vertigo Tedavisi İçin Hemen Randevu Alın 444 5 220


23/Eki/2018

Tekrarlamayan Geniz Eti Ameliyatı Mümkün mü?

Bugün toplumda oldukça sık görülen bir problem olan geniz eti hastalıklarıyla ilgili önemli bilgiler konuşacağız. Halk arasında geniz eti olarak bilinen durum, tıbbi literatürde adenoid dediğimiz yapıdır. Geniz eti, üst solunum yollarında bademcikler ile birlikte vücudun savunma mekanizmasında rol oynayan bir yapı olmakla beraber, bazı nedenlere bağlı olarak gereğinden fazla büyüdüğünde, özellikle çocukluk çağında ciddi problemler oluşturabilmektedir. Bu konuyu konuşurken yalnız değilim. Yanımda çok akıllı ve bir o kadar da güzel bir misafirim var. Kendisi bu konuda oldukça tecrübeli ve bu önemli konuyu anlatırken bana yardımcı olacak J. Evet, yanımda minik misafirim Azra, anne ve babasıyla beni hem ziyarete geldiler hem de birlikte bu önemli konuyu konuşacağız. Ben kendilerine hoş geldiniz diyorum ve hemen annesiyle sohbete başlıyoruz;

Dr.Yanılmaz; Azra’nın ne zamandan beri ne gibi şikayetleri oldu?

Azra’nın annesi; Azra doğum ve sonrasında herhangi bir problem yaşamadı ancak bir buçuk yaşından itibaren özellikle dikkatimizi çeken bir iştahsızlık, geceleri nefes almada zorlanma ve arada bir horlamalar başladı.

Dr.Yanılmaz; Peki bu süre içinde muayenelere filan götürdünüz mü?

Azra’nın annesi; Öncelikle çocuk doktoru muayenelerine götürdüm ama bir müddet sonra nefes almada giderek zorlanma ve sabahlara kadar sık sık uykuya dalamadan uyanma gibi sıkıntılarda yaşamaya başladık, bu durum özellikle sabah yorgunluğu ve iştahsızlığını artırmaya başladı.

Dr.Yanılmaz; Bu arada ilaç kullanmaya devam ediyordunuz değil mi?

Azra’nın annesi; Başlangıçta bazı alerji ilaçları ile devam ediyorduk ancak, şikayetleri bahar aylarında fazla iken bir müddet sonra tüm aylara yayılmaya başladı. İleri derecede horlamalar eşlik etmeye başlayınca, bu defa hava ile verilen bazı nebülizatör ilaçlarına başladık.

Azra

Dr.Yanılmaz; Nebülizatör ilaçlarının faydası oldu mu peki?

Azra’nın annesi; Başlangıçta bir miktar faydası oldu ancak ses kısıklığı yapmaya başladı. En ufak bir üst solunum yolu enfeksiyonunda iyice kitlenip nefes zorluğu yaşamaya devam etti. Kullandığımız antibiyotiklerden dolayı iyice moralimiz bozuluyordu maalesef…

Dr.Yanılmaz; Kulakları ile ilgili problem yaşadınız mı bu süreçte?

Azra’nın annesi; Evet onu unutmadan söylemeliyim… biz nefes alma ile sürekli uğraşırken bu sürede kulaklarında da sık sık orta kulak enfeksiyonu geçiriyordu ve seslendiğimiz zaman bizi tekrarlatıp, televizyonun sesini de yüksek seviyede izlemeye başlamıştı. İlaçların bir kısmını da bu sebepten kullanmaya devam ettik.

Dr.Yanılmaz; Azra’yı ilk gördüğümde burnundan nefes alamayan, sürekli ağzı açık ve uykusunu alamamış, yorgun bir yüz ifadesi vardı. Konuşmalarımızı anlamakta zorlanıyor ve sık sık tekrarlatıyordu. Geniz eti oldukça büyük ve solunum yolları iltihaplı akıntı ile doluydu. Tedavi sürecini tamamladıktan sonra operasyon planladık ve 2 buçuk yaşında operasyonunu gerçekleştirdik. Operasyonumuz ortalama 20 dakika sürdü ve birkaç saat sonra taburcu ettik. Sonraki süreci yine annesine soralım…

Azra’nın annesi; Operasyon sonrasında bir hafta yumuşak gıdalar yedik, ağrı sızı ve istenmeyen bir problem yaşamadık. Bu operasyonu olalı yaklaşık 3 yıl oldu. En önemlisi kullandığımız hava ilaçları ve bir sürü ilaçlardan kurtulduk. Gereksiz yere kullandığımız birçok ilacı yıllardır hiç kullanmadık. İştahı inanılmaz şekilde rahatladı ve artık geceleri horlamaları duymaz olduk. Hatta bazen nefesinin bu kadar sessiz olması mümkün olabilir mi diye uykudan dürtüp uyandırdığımız bile oldu. Kulaklar ile ilgili şikayetlerimiz ortadan kalktı. En çok dikkatimizi çeken de genelde içe kapanık olan sosyal durumu çok değişti ve etrafıyla daha ilgili daha canlı bir yapısı oldu.

Dr.Yanılmaz; Minik misafirimiz Azra’ya ve annesine bu verdikleri değerli bilgiler için çok teşekkür ediyorum…

Geniz eti operasyonlarını artık daha teknolojik aletlerin kullanıldığı, kanamasız bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Endoskopik geniz eti operasyonlarının klasik yöntemlere kıyasla çok önemli avantajları var.

Bunlar:

  • Bu operasyonda kanama riski olmaması
  • Operasyon sonrası ağrı sızı neredeyse hiç olmaması
  • En önemli avantajı ise geniz etinde tekrarlama riskinin olmaması.

Dolayısıyla tekrar tekrar bu şikayetleri yaşamayacak olması en avantajlı yönleridir. Bu yöntemi Amerika’dan sonra Avrupa’da ilk kullanan ülkelerden biri Türkiye, bu konuda çok fazla sayıda hasta tecrübemiz olmasına rağmen tekrarlayan bir vakaya bile rastlamamış olmak çok büyük bir avantajdır.

Sonuç olarak şunu belirtmekte fayda var; özellikle çocukluk çağının vazgeçilmez önceliğinden biri “rahat bir solunum yoludur”. Çünkü büyüme ve gelişme çağındaki çocukların en önemli yakıtı oksijendir ve bunun da sağlıklı bir şekilde, çocuğun yorulmadan tüm vücuduna alarak kullandırabileceği tek yol üst solunum yollarının sağlıklı olmasıdır. Rahat oksijen alımı olmadığında hem uyku kalitesi bozulur, dinlenemeyen bir organizma sabah keyifsiz kalkar, hem de iştah ve etrafıyla ilgisi de giderek azalır. Çoğu zaman kulakta sıvı birikimi ve gizli sağırlıklara yol açan durumlar oluşturur. Bu gibi sıkıntılara, artık daha modern yöntemlerle son verme şansımız var. Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Geniz Eti Ameliyatı için Hemen Bilgi ve Randevu Alın 444 5 220


23/Eki/2018

Bir Rinoplasti Öyküsü

Burun anatomik yapı itibariyle yüzün en belirgin kısmında bulunduğu için önemli organdır. Hem kozmetik açıdan hem sisteminde üstlendiği fonksiyonlar açısından, birçok probleme maruz kalabilmektedir. Yenidoğan hastalarımızdan tutun da, ileri yaş hastalarımıza kadar, burundan kaynaklanan hastalıklar hayat konforunu ciddi şekilde etkileyebilmektedir.

Burun problemleri; yenidoğan döneminde anne sütü alırken nefessiz kalıp beslenemeyen bebekler, hayatın ilk adımlarını atarken üzerlerine titrememize rağmen, onlarca kez düşüp burunlarına travma alan süt çocuğu dönemi, burunlarından lego parçaları veya düğme, boncuk çıkardığımız sayısız oyun çağı çocukları, ilköğretim dönemlerinde okulda çarpışan ve burun kanamasıyla gelen okul çocukları, iddialı halı saha maçlarının sonlarında genelde eski burnunu sahada bırakıp darbeli burunla koltuğuna iki kişinin girip getirdiği hastalarımız vb.; bu liste saymakla bitiremeyeceğimiz çeşitlilikte ve hepsinin yolları kulak burun boğaz poliniğinin önünden geçmektedir. Bu kadar uzun bir listede, biz bu yazımızda, travmaya bağlı burunda hem nefes almada zorluk hem de görsel problemi olan, Elif hanımla operasyona dair süreci konuştuk ve kendisinin gözünden bu süreci bizimle paylaşmasının hastalarımıza vereceğimiz en kıymetli bilgi olacağını düşündük.

Bir Rinoplasti Öyküsü - Elif Hanım

Dr. M. Yanılmaz; Elif Hanım hoş geldiniz.

Elif C; Hoş bulduk teşekkür ediyorum.

Dr. M. Yanılmaz; Seni bugün sınav yapmaya karar verdik 🙂 operasyonu ne zaman oldun, operasyon öncesi ve sonrasındaki süreci bizimle paylaşabilir misin, çünkü hastalarımız bu süreci çok merak ediyor.

Elif C; Operasyonu olalı yaklaşık 8 ay oldu ve bu süreç nasıl geçti inanın pek anlayamadım. Küçük yaşlarda burnuma aldığım darbe sonrasında, ilerleyen zamanlarda hem nefes almamın zorlaştığını, hem de burun kemiğinde dışarıdan da eğrilmeler olduğunu fark ettim. Bu durum için 17 yaşlarındayken size gelmiştim ve 18 yaşını doldurduktan sonra burnumun son şeklini alacağını ve ondan sonra düzeltilebileceğini bana söylediniz. Bu süre içinde operasyon olmuş birkaç arkadaşımla konuştuğumda sürecin zorluklarını ve fazlasıyla sıkıntı yaşadıklarını anlattıklarından dolayı 3-4 yıl operasyon fikrini erteledim 🙂

Dr. M. Yanılmaz; Yani yaklaşık 3-4 yıl ortalıktan kaybolmanın sebebini de öğrenmiş olduk 🙂

Elif C: Kaçmaktan başka çarem yoktu 🙂 (tabi bu arada okulumu bitirmeyi düşündüm) ancak en son sizinle görüştüğümüzde burun operasyonlarında yeni bir teknikten söz ettiniz.

Dr. M. Yanılmaz; Ultrasonik burun operasyon tekniğini söylüyorsunuz.

Elif C; Evet, o yöntemle ağrı, sızının yok denecek kadar az olduğunu, şişlik ve morarmanın ise çok az olabileceğini söylediniz. Bu durum cesaretimi toplamama neden oldu ve operasyon olmaya karar verdim. Karar verdikten sonra fotoğraflama ve yüzüme uygun şekilde olabilecek ve aynı zamanda rahatça nefes abileceğim bir şekil üzerinde karar verdik. Operasyon öncesinde yapmam gerekenler bana anlatıldı ve ondan birkaç saat öncesinde merkezinize gelip yatışım yapıldı.

Dr. M. Yanılmaz; Bu süreç heyecanlı mıydı?

Elif C; Operasyona karar vermeden önce kafam oldukça karışık heyecanlıydım, sürekli git-geller yaşıyordum. Olsam mı olmasam mı? Etrafta negatif bir sürü örnekler vardı ve bu beni de korkutuyordu, ancak sizinle bu süreci planlayıp kararlaştırdıktan sonra o karışıklık, yerini tatlı bir heyecana bıraktı 🙂 O heyecan da operasyon odasına alındığımda beni arşılayan anestezi ekibinin sıcak kanlı ve profesyonel yaklaşımıyla kaybolup gitti. Uyurken en son sizin ‘iyi uykular Elif Hanım, rahat olursanız, rahat uyanırsınız’ sözlerinizle uyudum. Uyandığımda serviste yatağımdaydım ve yüze uygulanan soğuk hava maskesiyle birkaç saat dinlenince kendime geldim. Aynı gece hastanede dinlenip ilaç ve soğuk uygulama yapıldı ve sonraki gün taburcu oldum. Operasyon sonrası 4. ve 7. günde kontrollerime geldim ve 10. günde artık oldukça rahatlamıştım.

Dr. M. Yanılmaz; Belki de en çok merak edilen konu şudur, çok fazla ağrın, sızın oldu mu? Yüzünde aşırı şişlik ve morluklar oldu mu?

Elif C; Ağrı olarak çok rahattım neredeyse ağrı kesici kullanmadım diyebilirim. Yüzümde şişlik çok az oldu ve 2-3. günden sonra azalarak, iki haftadan sonra ortadan kalktı, morarma ise hiç olmadı. Beni belki de en çok rahatsız eden burunda bir miktar kabuklanma ve akıntı oldu, o da bir iki hafta içinde azalarak düzeldi zaten. İlk 6 ay gözlük kullanamadım, onun dışında hayatımda etkilendiğim bir durum oluşmadı.

Dr. M. Yanılmaz; Operasyon öncesi planlama ile operasyon sonrası şu anki burun birbirine yakın bir sonuç mu oldu senin için?

Elif C; Bu konu operasyon öncesi benimde kafamda bir soru işaretiydi, çünkü sonuçta makinadan bir ürün çıkarılmıyordu. Resimdekinin aynısının olma imkanı zor bir durumdu, ancak şunu gönül rahatlığıyla diyebilirim ki plaladığımız şeklin % 99’unu yakaladık.

Dr. M. Yanılmaz; Bu tabii bizim için çok keyif verici bir oran. Gerçekten oldukça başarılı bir sonuç oldu. Peki hastalarımıza konuyu toparlayıcı bir şey söylersek (artık tecrübeli birisi olarak) neler önerirsiniz?

Elif C; Öncelikle şunu demek isterim; burun operasyonu olmadan önce gerçekten kafa karışıklığı yapan onlarca neden vardı, etraftaki söylentiler, sosyal medyadaki karmakarışık reklamlar, operasyon korkusu vs. tüm bunların üstesinden gelebilmek ve doğru bir yola girebilmek için bu kararı doktoruyla beraber vermelerini, planlamayı birlikte yapmalarını, sosyal medyanın etkisinde kalmamalarını öneriyorum.

Ayrıca bu operasyonu yapan çok sayıda doktor ve merkez var, hepsi de oldukça başarılı sonuçlar verebilir, önemli olan karşılıklı güven ve birlikte karar alabilme uyumu. Doktorunuza ne istediğinizi açıkça ve ayrıntılı şekilde anlatmanızı, hastane ve doktorunuzu iyi belirlemenizi öneriyorum. Tüm bunları bana sağladığı için, güvenli ve özenli bir süreci yönetip bana bu çok önemsediğim operasyonu neredeyse hiç hissettirmeden yaşattığı için, ve bana böyle bir yazıda yaşadıklarımı anlatma fırsatı verdiği için Op. Dr. Muhammed YANILMAZ’a ve ekibine çok teşekkür ediyorum.

Dr . M. Yanılmaz; Elif Hanım ben size teşekkür ediyorum. Güler yüzünüz ve pozitif yorumlarınız işimizi daha rahat yapmamızı sağladı, hastalarımızın yararlanacağı bilgilendirmeler yaptınız bana açıklayacak bir şey kalmadı, Rize’den getirdiğin kavurmalardan bir daha isteriz ama 🙂 Sonuçta çok önemli bir bilgi olarak şunu paylaşmak istiyorum, burun operasyonlarında kemiği şekillendirmek için artık çekiç, keski, törpü kullanmıyorum. Avrupa’da son 5-6 yıldır gittikçe artan şekilde kullanılan ve güvenliği üst düzeyde olan, ultrasonik ses dalgalarıyla kemiğe ve sert dokulara şekil veren Piezo cihazından faydalanıyorum. Bu yöntemle hastalarımızda ağrı, morarma şikayeti minimuma inerken, operasyon güvenliği ve konforu da üst düzeye çıkmaktadır. Bu yöntemde yumuşak doku hasarı neredeyse olmamakta, kemik veya sert kıkırdak yapılar ise istenildiği yerden ve istenildiği kadarıyla şekillendirilebilmektedir.

Bir başka yazımızda, umarım ultrasonik ses dalgalarıyla kemiğe şekil verme tekniği üzerinde daha ayrıntılı durma imkanımız olur, çünkü Elif Hanım fazlasıyla ayrıntılı bilgiyi zaten verdi, kendisine beni kırmadığı için tekrar teşekkür ediyorum.

Burun Estetiği (Rinoplasti) Hakkında Detaylı Bilgi Alın 444 5 220


Medient © 2017 | Tüm Hakları Saklıdır.

Bizi arayabilirsiniz